Refika’nın Mutfağı

Refika'dan tarifler, yazılar, kitaplar, videolar, ipuçları ve daha birçok şey...

Yerli malı yurdun malı
10 December, 2011, Saturday

En son Yerli Malı Haftası anınız hangisi? Kaçımız çocuğumuza yerli malının ne demek olduğunu aktarıyoruz? İnternette bizden iyi araştırma yapabilen 10 yaşındaki çocuklar için yerli malının bir şey ifade etmemesi normal mi? Slow food hareketi yerli malı kullanma haftasının farklı bir versiyonu mu?

Önümüzdeki hafta Tutum, Yatırım ve Yerli Malları Haftası. Son 150 yılda dünyanın gidişini belirleyen tüketimin artırılması akımının en eski karşı duruşu olarak 1929’da ilk kez dile getirilmiş ve 1948’de resmen kutlanmaya başlamış bu hafta gerçekten çok özel. 80’li yıllarda ben tek haneli yaşlardayken ders kırma fırsatı ya da keyif olan bu hafta hepimizde bir yerli malı mefhumu yaratmıştır. Ayrıca hangi madenin nerelerden çıkartıldığı, hangi koyunun Türkiye’nin neresine has olduğu, Giresun’un fındık, Bursa’nınsa en güzel şeftaliye sahip olduğunu sınav sorusu olarak bile bol bol yanıtladığımı da hatırlıyorum. Öğretmenimiz bor madenlerini anlatırken, büyüyünce bor madenlerini yakıt olarak kullanma yöntemini keşfedip memleketimi en güçlü ve temiz enerjiyi kullanan ülke haline getireceğim hayalini kurardım. 65 kişilik sınıfları olan bir devlet ilkokulu olmasına rağmen, hemen hepimiz bu duygulardaydık.

Yanlış anlaşılmasın, amacım 31 yaşında “Ahhh nerde o eski günler!” demek değil tabii ki. Ancak çiftlerin çocuklarına sağlıklı yaşam adına iyi eğitim verirken yerelliğe hiç değinmemesini değiştirebileceğimize inanıyorum. Yerli Malı Haftası’nı hem öğretmenler hem de anne babalar şenlikli bir şekilde çocuklarıyla paylaşabilir. Yerli malı kullanmak güçlü bir ekonomi, daha fazla iş imkanı ve ülkenin kendi ayakları üstünde durması demek. Karbon ayak izimizin, yani bir malın bir yerlerden diğerine aktarılması için harcanan enerjinin azalması demek.

Hammaddelerimizin ve gerçek kârın ülkemizde kalması demek. Anamur muzu tüketip, Afrika’dan gelip konteynerde yeşilden sarıya dönen muzu yememek demek.

ÇOCUKLARA NASIL SEVDİRİLİR

Cadılar Bayramı ve Şükran Günü çocuklar için heyecan içerisinde kutlanır ya, biz de Yerli Malı Haftası’nı bu şekilde kutlarsak günün önemi de zihinlere iyice yerleşir. Yerli malı kullanmanın önemi iyice vurgulanır ve oyunlarla pekiştirilirse asıl amaca hizmet eder. Öğretmenler ve velilere bir öneri olsun diye hayal ettiğim birkaç oyunu paylaşıyorum. Özellikle öğretmenler çarşambaya kadar yapmayı planladıkları etkinliklerle ilgili bilgi ve görsel gönderirse, haftaya hem gazetede hem de Facebook ve internet sitemde paylaşacağım. Aileler evdeki yerli ürünü anlatmak için, etiket yapıştırmak ister diye, üstünde ‘yerli malı kullanıyorum yazan’ çıkartmalar tasarladık. Durum oyunlu bir hale getirirken hem de bu yerel ürünleri anlamaya faydası olsun istedik.

Bu çıkartmalardan bastırmak isterseniz orijinal dosyasını buradan indirebilirsiniz. Bir başka önerim öğrencileri beşli gruplara ayırıp, bir saatlik bir yarış için 10 istasyonlu bir yolculuğa çıkarmak. Çocuklar okulun imkanlarına göre geniş veya dar dağılabilir. Belki bir kişi fotoğraf makinesi getirir. Bu adımların bazılarını fotoğraf çekerek geçip, az malzemeyle kolay çözüm sağlanabilir. Okulda konan ip uçlarıyla bu bilgilere erişebilir. Birkaç ipucu vereceğim: Bahçedeki sedir ağacının dibindeki gün kurusu kavanozunu alın. Yemekhanedeki Ayvalık zeytinyağı şişesini bulup bir kaşık yiyin. Şişeyle fotoğrafınızı çekinin. Kapının girişindeki çizgili mermerin hangi yöremizden çıktığını bulun. Öğretmen masasının altındaki fasulye, pamuk ve kavanozla çimlendirme yapın. Bu örnekleri mevcut şartlar ve yaratıcılığınıza göre çeşitlendirebilirsiniz.

TEKERLEMELİ BİLGİ YARIŞMASI

Bir başka fikir de her yörenin neyle meşhur olduğunu bilmek için soruların tekerlemelerle öğretilmesi ve bunun izlemeye alıştıkları bilgi yarışmaları şeklinde yapılması. Mesela: Sarı sarı rengim var / Mayhoş bir tadım ince ince tüylerim / İster tatlımı ister reçelimi istersen kompostomu yap / Isıttığında utanır ve biraz kızarırım. (Yanıt ayva.)

Birlikte tohum ekme etkinliğiyse şöyle: Ev ödevi olarak her çocuktan bir kiloluk yoğurt kabı, içini dolduracak kadar toprak istemek yeterli. 250gram tohumla sınıfa nasıl ekim yapabileceklerini anlatıp herkese roka ektirilebilir. Hatta bu deneyim ilerleyen zamanlarda çocukların evlerinde yetiştirdikleri rokayı getirip ek kredi veya puan almalarını sağlayabilir.

Kostümlü şarkılı türkülü eğlencesine gelince… Herkesin bir yiyecek kılığına girdiği ve edindikleri ilgileri sunduğu bir gün. Bu kılıklargerçekten çok komik olabilir. Cadılar bayramı kutlamasında Umutsuz Evkadınları’ndaki çocuk yumurta kılığına girmişti mesela. O kadar tatlı gözüküyordu ki, halen aklıma geldiğinde gülümsüyorum. Meyvelerden harita inşası da bir diğer yöntem. Meyvelerden okulun en can alıcı yerine dev bir harita yapın. Büyük sınıf öğrencilerine resim dersinde dev bir Türkiye haritası çizdirip, sonra sınıf öğrencilerine birer-ikişer farklı meyve veya sebze getirme ödevi verilip, bunları haritada en çok ve tadında yetişen yerlere yerleştirebilirsiniz.

SLOW FOOD İLE YERLİ MALI NE KADAR BENZİYOR

Slow food yiyecek üretiminde yerelliğe, memleket meselesi olarak değil de dünyanın dengesi  açısından önem veriyor. Yerel sana ne sunuyorsa, hayatını ve beklentilerini o çerçevede şekillendirmelisin diyor. Bunu da hem değerlerini korumak, bio ve sosyal çeşitliliğin devamı için önemsiyor. 10 Aralık’ı ‘Toprak Ana Günü’ olarak kutluyor. İstanbul Fikir Sahibi Damaklar Konviviyumu da “Buğdayın tarihi, bizim tarihimizdir” diyor ve tek bir tohumun insanoğluyla bin yıllar süren dostluğuna vurguyla GDO’ların gölgesinde bugünü tartışmaya ve paylaşmaya çağırıyor. İstanbul Yağmur Böreği Birliği de aynı kapsamda Kafkasya, Kırım, Çerkez, Abaza, Çeçen, Gürcü, Özbek, Azeri, Türkmen, Uygur, Ahıska göçmeni halkımızın geleneklerini yemek kültürünü hep beraber yaşatmak için toplanıyor. Tenceresini kapan, ailesinin ve dostlarının tariflerini paylaşıyor.