REFİKA’DAN ÜRÜNLER REFİKA’NIN YEMEK OKULU
0

İncirin Bereketli Hikayesi

Biz incir üretiminde dünyada birinciyiz. Yaş incirde dünya üretiminin dörtte biri, kuru incirde de yaklaşık yarısı Türkiye tarafından yapılmakta. İncirimizin de %70’i Aydınımızdan.

Aydın’ı inciri ile bilirken yaprağının barındırdığı farklı antik kentlerde 2000 yıllık heykelleri süsleyecek kadar uzun süredir başrollerde olduğunu öğrenmek insana tatlı bir tebessüm de yaratıyor. Ben de bir incirin elimize gelene kadar geçirdiği süreçleri ve emeği geçenleri anlatmak istedim.

incirin-hikayesi

İncir ağacının döngüsü nedir?

  • İncir ağaçları dişi ve erkek olarak ayrılıyor. Erkek incirin – halk arasındaki adı ilek- mayıs sonu haziran başında minik incir verdiğinde arka deliğinde bir sinek oluşuyor ve bu sinek uçup dişi ağaçlardaki incirleri tek tek döllüyor. (Evet bütün yediğimiz incirler bir sinecik tarafından döllenmiş, ve bunun için sineciklerin ne kadar çok çalıştığını düşünmekte kendimizle mukayese etmek adına faydalı olabilir) Dölleme sineğin ayak ve kanatlarındaki polenleri taşıyıp dişi incirlere girip çıkması ile oluşuyor.
  • Bir tarlada köşede bir erkek ağaç yeterli, eğer çok fazla olur ise bu sefer fazla dölleme de inciri bozabiliyor. Eh herşeyin fazlası zarar. Eğer incir hiç döllenmezse de büyür ancak ballanmaz. Döllenen incir irileşir. Dağlık kesimlerde bu süreç 15 temmuza kadar devam edebilir.
  • Bazen bu süreci garentilemek için köylüler erkek incirleri toplayıp filelere koyup ağaçlara asarlarmış. Hatta ilek’lerin bir de büyükleri var. Genelde dalların en ucunda yetişen, onlara da boğa deniyor halk arasında. Tam güçlü damızlık…
  • Sonra incir büyümeye başlıyor. Bu aşamadaki ismi GÖKTOP.
  • Ardından ballanıp yemeye hazır oluyor. Kimi incirler ve cinsler bu aşamada tamamen toplanıyor kimisi tamamen dalında kurumaya bırakılıyor.
  • İncir ağacı ballıdır sinek yapar diye geçiyor aklımdan. Ama tarla tertemiz acaba bir ilaçlama mı oluyor diye şüpheleniyorum. Çiftçiler bana hemen her ağaca asılı sinek tuzaklarını gösteriyor. Onları bu pekmezli su gibi suya çektiklerini anlatıyorlar.
  • İncir gündüz deniz yeli akşam ise poyraz rüzgarı istermiş. Gündüz deniz yeli ağacı serinletince göktoplar rahat büyürmiş.
  • Bir taraftan yellenmek isteyen incirin en büyük düşmanı bu aşamada yağmur ve yüksek nem.
  • Sonra incirler yetişiyor. 1 dekar incir bahçesinde 12-16 ağaç oluyor. Her bir ağaçtan da yaklaşık 25 kilo kuru incir hasadı yapılabiliyor. Türkiyede 72 bin ton incir üretimi yapılıyor yaklaşım 55-60 bin tonu ihraç ediliyor. Bu rakamları kuru olarak düşünebilirsiniz. Çok özel ve narin bir meyve olarak yaş hareketi çok limitli oluyor.
  • Taze incirler ağaçlardan ayrıldıktan sonra kurutma aşaması başlıyor. Kurutma dalında en güzel şekilde oluyor. Burada bütün üreticiler yağmur yağmaması için yürekleri ağızlarında korka korka bekliyor.
  • Ağaçta kuruyunca incir dibine düşüyor. İşte bu aşamada köylüler topluyor. Kerevetler ile önce güneşin altında bir ayrım yapıyorlar. Sonra kerevitlerin içinde tünellere alınıyor. Bu tünellerde biraz vakit geçirdim. En bunalacağınız sauna yanında deniz kenarı kalır. Daha çok ekmek fırınındaymışçasına hissediyor insan. Sadece basit bir tünel sistemi ve güneş ışığı kullanılarak 60-65 derecelere çıkıyormuş sıcaklık.
  • Daha sonra incirler fabrikaya geliyor. Fumige odalarında kurt vb. zararlıların daha fazla zarar vermesi engelleniyor. Bizim gittiğimiz fabrika da Türkiye’nin medarı ifteharı fabrikalardan Tariş. İlk olarak burada bir ayıklama daha yapılıyor. Gerekli temizlik için ilaçlamadan geçiyor.
  • Sonra Aflatoksin testi var. Aflatoksin testi için dev ama kapkaranlık bir hangara giriyoruz. Zifiri karanlık. Gözümüz biraz alışınca upuzun belki 40 metre bir masada sessiz ve karanlık incir tepeleri başında kadın başları görüyorum. Tepede de bir mor ışık var. Tek tek incirleri evire çevire bakıp mor ışıkta parlayan beyaz tozlar var mı diye bakıyorlar. Bu tozlar aflatoksin. Bir anda yarıldığında var yok zor geözüken incir neonlu gibi parlamaya başlıyor eğer toksinli ise. Böyle bir incir tesadüf ettiğinde denetçiler ellerini dezenfekte edip aramaya devam ediyorlar.
  • İkinci Aflatoksin testi ise bir sonraki sırada. Burada hanımlar incirlerin yine karanlıkta ince bir şiş kibi bir sopayı incirin deliğinden sokup çıkarıyorlar. Şiş parlarsa hemen kenara ayrılıyor. İmha için.
  • Bu testlerden geçen incirler tuzlu suda yıkanıyor. Sonra tekrar kurutuluyor. (organik olanlar yıkanmadan kutulanıyor)
  • Sonra tasnifi ve kutulamaları yapılıyor.
  • Soğuk hava depolarında 1 yıl kadar bekleyebiliyor.
  • İnciri çikolata gibi paketli halinde kendi ağaçtaki şekli gibi paketli haline farklı depolama ve kurutma yöntemleri var.

 

incir

İncir üretimini ve sağlığımızı bekleyen tehlike

  • En önemli dert Aydın’da kurulan jeotermal elektirik santrali. Bu santralde yeraltından çıkan sıcak su elektirik üretiminde kullanıldıktan sonra soğuması için dev açık havuzlarda bekliyor sonra toprağa verilebiliyor. Ancak bu jeotermal sular hem ortamı nemlendiriyor( ki yukarıda demiştik incir nem sevmez diye) bir de radon gazı çıkıyor. Radon gazı yumuşak doku kanserine yol açıyor.Buharından da hidrojen sülfür havaya karışıyor. Bu çocuklarda ilik kanserine ve incirde de kükürt oranının artmasına sebep oluyor. Dünyada incir satınalanlar da bunun farkında ve ülkemizi uyarıyorlar. Yetkililerin biran evvel önlemini almaları bu büyük havuzları kapalı havuzlara çevirmeleri gerekiyor. Bu yazının en önemli tarafı da bu el birliği ile hükümetimizn ve yetkililerin bu işe el atmalarını bekliyoruz.
  • Tariş genel müdürü güzel bir hesap yaptı. İncir ihracatı türkiyeye yaklaşık 250 milyon dolar getiriyor. (224.6 2015 yılı rakamı) Bunu üretebilmek için yurt dışından hiçbir kaynağa ihtiyaç duymuyoruz. Ama otomotiv veya teknoloji ürünleri için bunları oluşturacak malzemelerin %80-90 ithal etmemiz gerekebiliyor. Ve ekonomiye katkısını hesaplarken incirin net ihracat değerinin 20 -30 milyar dolar bürüt ihracat değerine denk gelebileceğini söylüyor. Belki ilk anda biraz mübala gelebilir ancak işaret etmek istediği bakış açısı gerçekten çok önemli. Kıymet verilmesi gerekli.
  • Geçtiğimiz yıllarda ilaçlama ve aflatoksin sorunu büyük bir engel iken büyük bir seferberlik ve çiftçinin eğitimi ile incirin toprakta kalma süresi düşürülmiş, kurutma koşulları iyileştirilmiştir. Bu hepimizin gurur duyması gereken bir durumdur.