REFİKA’DAN ÜRÜNLER REFİKA’NIN YEMEK OKULU
0

Bacacı Baba’dan Birkaç Yeni Yıl Ricası Hürriyet Cumartesi

Bir pazar kahvaltısında Nevşehir’in Kozaklı İmran Köyü’nde doğmuş, büyümüş babamdan duydum ki, çocukluklara bilmedikleri bir yerden hediye geldiğinde veya mucizevi bir güzellik başlarına geldiğinde bacadan geldiği söylenirmiş. Bacacı Baba Anadolu insanın yüzyıllardır inandığı bir olgu. Keza çorabın içinde hediye getirmesi de… Henüz Noel Babaların olmadığı, hatta Coca Cola’nın Amerika’da Noel Baba’yı kurumsal rengi olan kırmızı ile donatmasından daha da eski.Ben de yeni yıla umutlu bir çocuk ruhu ile girmek istiyorum. Savaşmış, ekonomiymiş… Bizim çalışkan insanlarımız oldukça, Anadolu insanının azmine, Trakya insanının doğru ve dürüstlüğüne kuvvet, her şeyin üstesinden geliriz diyerek…

Eh benim gibi rüyasında bile yemeklerle haşır neşir olan, bir eli kadayıfta, bir eli bulgurda birinin de doğal olarak hayalleri ve arzuları da yemek üzerinden oluyor. Zen bir düşünce ile toprağa ve üretimimize sahip çıkarak, değil memleketimizi, dünyayı bile çok daha güzel bir yere çevirebileceğimize inanarak….

Bacacı Baba’dan isteklerime gelince;

Restaurantların menülerine yerel tariflerin daha çok girmesi, aşçıların fırıl fırıl Anadolu’yu gezip, otundan peynirine, tuzundan fırınlarına, pişirme tekniklerine her şeyi öğrenmesini istiyorum.

Fındık gibi, çay, Anamur muzu, incir, badem, ceviz, Antep ve Siirt fıstığı gibi ürünlerimiz de benzer sorunlar yaşamakta. Fiyat ve satın alma garantisi oluşturarak, çiftçiyi eğitip, verimi doğru yollar ile arttırmak akıllı yöneticilerin elinde…

Yeni çay fidelerinin ekildiği, verimi yüksek, boşuna yapay gübre kullanılmayan tarlar istiyorum. Çiftçinin çay, zeytincinin hasat bekleyip hüsrana uğramadığı bereketli havalar istiyorum.İsviçre’ye trakinge gitmek yerine bir yayladan öbür yaylaya giden, gezen her kültür ve ekonomik seviyede insanımız olsun istiyorum. Muhlamaya batırılan mısır ekmeğinin en az fondü kadar “cool” olduğunun farkında olalım istiyorum.

Yörelere gidince yöresel yemekler yiyebileceğimiz, yöresel zanaatların babadan oğula, ustadan çırağa geçmeye devam ettiği şehirler, köyler boşalmasın istiyorum. Edirne’ye geçenin edirnekârî nedir bilmeden gitmemesi, Mardin’den telkârî, Sakarya Taraklı’dan şimşir kaşık, Kastamonu’dan sarmısak ve pastırma almadan geçmesin istiyorum.

Modern birçok genç tasarımcının Hacıbektaş’taki onyx atölyesini bulmasını, bir diğerinin Antep’teki yemeniye sahip çıkmasını istiyorum. Yüzbinlerce takipçisi olan tat ve stil sahibi insanların buralardan yemek yemesinin ve giyinmesinin mümkün olduğuna inanıyorum Bacacı Baba ne dersin?

Dünyaya Türk yoğurdunu ve ayranını tanıtmak, tattırmak, gerekirse Starbucks termoslarının içerisinde yoğurt yaptırmak istiyorum.

Ayranlar

GDO zararlı mı yararlı mı gibi bitmeyen tartışmaların, görünen köy kılavuz istemeze dönmesini, çok uzun olmayan bir zaman sonra GDO’suz Amasya elmasının peşine herkesin düşmesini istiyorum.

Çocukların yediği bütün meyvelerin çekirdeklerini toplamasını, Nasrettin Hoca’nın göle yoğurt çalması hikayesini annesine anlatarak gezdiği bütün yollara tohum bombaları yaparak fırlatmasını istiyorum. Memleketteki tek bombalar bunlar olsun!

Haftada 3 kez kinoa yemekten mutluluk duyan insanların siyez bulgurunu öğrenmesini, siyez buğdayının neden çok kıymetli olduğunu bilmelerini istiyorum.

Siyez buğdayını tam buğday gibi çeken bir değirmenin olmasını ve unundan yemekler, ekmekler yapmayı istiyorum. Aslen büyük hayal değil di mi Bacacı Baba?

Herkes çinekopu, sarıkanatı tezgahta gördüğünde satanı boykot etsin, restaurantlar da kimse ısmarlamadığı için satmasın, satanın herkes suratına uzaylı gibi baksın istiyorum…

Dip tarama yapan tüm balıkçı tekneleri dünyadan uçup gitsin. Çocuğumla boğazda balık tutmaya gidebileyim istiyorum. Öyle ki her oltayı attığımızda seri halinde gelsin.. Benim çocukluğumda yaşadığım livar doldurma heyecanını o da yaşayabilsin istiyorum.

Arıtma sistemleri derin deşarj değil gerçek arıtmaya dönüşsün, biyoatık olarak onlardan faydalanabilelim…

Öyle ki bundan 10 yıl sonranın zenginleri, reklama çıkan abi, amca ve ablaları; güneş enerjisi, rüzgar enerjisi ve çöpleri değerlendirerek zengin olmuş insanlar olsun. Rol modellerimiz artık inşaatçı, pahalı arabalı amcalar olmasın istiyorum.

Rol modellik geri dönsün. İş adamından şarkıcıya, avukattan sporcuya, rol modellerimiz olsun tekrar.   Naim Süleymanoğlu ile aynı anda o halteri birlikte kaldırdığımızı hissettiğimizde, millet ve vatan aşkı hayat buluyor. Para kazanmak eski önemini yitirip memlekete sahip çıkmak önemli olmaya başlıyor..

Bence gayet makul şeyler istiyorum Bacacı Baba..

Biraz da kilo verdim mi bu iş tamamdır!

Bak 10 emaye fabrikası kapanmıştı 2000’li yıllarda. Biraz uğraştık şimdi yeni fabrikalar açılıyor, şimşir ustamızın oğlu köyüne babasından el almak için geri döndü. Amerika’ya, Londra’ya okumak için gidip kalan arkadaşlarımız bir bir geri dönüyor. Onlar da toprağa dönerlerse ne güzel olur di mi Bacacı Baba?

Çok güzel bir yıl geçirmek dileğiyle.. Afiyetle, muhabbetle…