Balık bayramı, pastırma yazı

Balık bayramı, pastırma yazı

Şimdi bu ikisi ne alaka, demeyin. Bu haftaki yazımı, Lüfer Bayramı kutlama etkinlikleri izlenimleriyle oluşturdum. Hazır bayram lafı etmişken, pratik bir pastırmalı tavuk tarifiyle pastırma yazını da kutlamak istedim.

‘İstanbul Lüfer’e Hasret Kalmasın’ kampanyasının İstanbul’a hediyesi bir bayramımız var artık. Bundan böyle ekim ayının üçüncü haftası Lüfer Bayramı olarak kutlanacak. Bayram geçen haftaydı. Yenikapı’daki balık halinde cuma saat 08.00’de Tarım Bakanı Mehdi Eker’in konuşmasıyla başlayan üç günlük bayram kalbimde hem bir burukluk hem de mücadele aşkının gücüne inancı ve değerlerimize sahip çıkabilme umudunu doğurdu.
Kampanya iki sene önce, tek bir kişinin öngörüsü ve bazı şeyleri değiştirme arzusuyla başladı. Ardından Fikir Sahibi Damaklar üyelerince sahip çıkıldı. Hal baskınlarından olta balıkçılarıyla koordinasyona, trol ve gırgırın zararlarının olabildiğince anlatılmasına kadar giden süreçte Greenpeace Türkiye’nin ‘Seninki kaç cm?’ kampanyasıyla da perçinlendi. Artık hatırı sayılır bir kitle bu durumdan haberdar. En azından iki kez düşünerek yiyor ve seçiyoruz balıklarımızı. Lüferin 12 santimken ürediğini iddia edenlerden, “Sarıkanatla lüfer ayrı balıktır” diyenlere, bu konuda mücadele eden bizlere gelen tehditkâr mektup, mail ve telefonlara kadar pek çok absürd durumla karşılaştık.
Bu bayram, benim için iki tane önemli sonuca vardı. Önümde 66 santimlik bir lüferin (kofananın da büyüğü, sırtıkara) hâlâ derinlerde bir yerlerde yüzebileceğini görmeyi nasip etti. İkinci kazanım da, Defne gibi birilerinin (biraz deli olmak lazım) ülkeye sabırla güzel adımlar attırılabileceğin kanıtlaması oldu. Lüfer avlama alt sınırına Tarım Bakanlığı kural koydu. Tabii Bakan Bey bu mücadeleyi yapan Greenpeace ve FSD’yi kutlamayı unuttuğunda kalbim kırıldı. Bebek çinakop ve sarıkanata yüklenilmemesi gerektiğini, bir kasa 30 santim civarında gerçek lüferin haldeki açık arttırmada 65 liraya satılabileceğini söyleyerek konunun önemini vurguladı.

BİR GEZSEK ŞU HALİ

“Bakanım, bir gezsek hal içinde, hâlâ 10-15 santimlik sarıkanat ve çinakoplar dolu” dediğimdeyse, bana göz kırpmış olmasının ağırlığını yaşamaktayım. Bakanımız haksız değil, bulunduğu ortamlarda böyle bir karşı duruşa girmesi bana da zor geliyor. Yine de sorumluluğun başta Tarım Bakanlığı yetkililerinde ve bizlerde olduğunu düşünüyorum. Ancak şu bir gerçek ki, bu konuda kapılar arkasında ısrarcı davranılmazsa balığın baştan kokacağı kesin.
Cumartesi günkü ‘En Baba Balık’ yarışmasında 66 santimlik kofanadan da büyük sırtıkara lüferi değerlendirirken, yanımda Tarım Bakanlığı İl Müdür Yardımcısı Ahmet Kaygusuz vardı. Denetimlerin nasıl yapılabileceğini konuştuk; kendisinden şöyle bir söz aldım: Alo Gıda hattını, yani 174’ü tuşladığınızda çarşıda satılan çinakopu, hatta 20 tanesi bir kilo gelen defne yapraklarını gördüğümüzde, örneğin “Üsküdar Balık Çarşısı’nda X Balıkçısı’nda şu an satılıyor” diye uyardığınızda, denetlemeye ekip geliyor ve dükkâna ceza kesildiği gibi, balıklara el koyma zorunluluğu var. Bu sistemi işleteceklerini bildirdiler. Sonuçlarından haberdar edecekleri sözünü de aldık.
Siz de bu bayramın bir kenarından tutun. Balık almaya gittiğinizde bebek balıklar gördüğünüzde lütfen bu numarayı arayın. Şikâyet talebi oluşturmak için, işletmenin tabelasını ve balıkların fotoğrafını çekip [email protected]’ye e-posta gönderip, kayıt oluşturabilirsiniz. Yetkililer talepleri değerlendirip, bildirim üzerine denetime gidiyor. Dünyaya ve memleketine faydalı olmak, her şeyden çok daha iyi hissettiren bir duygu. Bunun keyfine varın. Evren de karmayla size daha fazla sahip çıkmaya başlayacak. Benim tekrar tekrar gördüğüm matematik bu. Hadi, hadi, hadi!

PASTIRMA YAZINA PASTIRMALI TAVUK

Önümüz pastırma yazı olacak diyorlar. Merak edip pastırma yazını kısaca araştırdım. Mantık, kutuplardan gelen soğuk hava kütlesinin havada asılı kalıp sıcak bir yüksek basınç merkezi oluşturmasından kaynaklanıyormuş. Kısaca soğuk havanın ‘bastırması’yla oluyormuş. Altta sıkışan ve üstteki soğuğu engelleyen dumanlı ve sıcak bir hava, böyle oluşuyormuş.
Pastırma yazı şerefine; bu hafta pratik bir pastırmalı tavuk tarifi paylaşmanın vaktidir.  Bir tam tavuğun göğüslerini birbirlerinden tam ayırmadan A4 kâğıdından biraz daha büyük olacak bir şekilde ve tek parça halinde dövün. Et dövme tecrübeniz yoksa, bu işlemi kasabınıza yaptırsanız çok daha iyi. Eğer siz döveceksiniz kesme tahtasına ortadan kestiğiniz bir buzdolabı poşeti koyun, tavuk göğsünü üzerine yatırın ve üzerine bir kat daha buzdolabı poşeti koyun. Dövmedeki genel mantık, dövülen etin ortadan kenarlara doğru açılması. Altı düz ağır bir tava da kullanabilirsiniz.
Dövdüğünüz tavuğu, tabanı düz bir kaba yatırın ve üzerine teriyaki sosu koyun. Teriyaki sos yerine; bal ve soya sos karışımını da kullanabilirsiniz. Bir çorba kaşığı soya sosa, bir çorba kaşığı bal tek parça göğüs için yeterli olur ve tavuğu nar gibi kızartır. Sosun geçebilmesi için tavuğa bıçakla çok ince çizikler atın. Sonra çevirip aynı işlemi tekrarlayın. Uzun kenarından ikiye katlayacağınız bir A4 kâğıdı gibi düşünün tavuğu: Bir tarafına üç adet pastırmayı yan yana döşeyin, üzerine yarım santim kalınlığında, 10-12 santim uzunluğunda beş parça dilpeynirini ve naneleri yerleştirin ve bir kat daha pastırma dizin. Pastırmanın çemenlerininin en az yarısını üzerinde bırakmanız çok önemli. Tavuk tatlı tatlı pişerken, içten içe peynirle pastırma birbirlerine karışacak, nane bu karışımı hafifletecek. Malzemeleri yerleştirdikten sonra tavuğunuzu zarf kapatır gibi kapatın ve kenarlarını kürdanla tuturun.
Tavaya az bir yağ koyun ve tavuğu orta ateşte, üstünü iki dakika açık, iki dakika kapalı tutarak ve çevirerek toplam 10-12 dakika pişirin. Böylece hem içi pişecek, hem de sulanmayacak. Lafı uzattığıma bakmayın, hazırlaması beş dakika. Dövülmüş tavuğun içine dışına teriyaki sos sürün, pastırma, dilpeyniri ve nane koyup kapatın, tamam! Siz salatanızı hazırlarken tavuğunuz da orta ateşte pişecek.

Refika'nın Yemek Okulunu Gördünüz mü?
Placeholder

Benzer Yazılar