Doğa Bizi Tasarrufa Çağırıyor – Hürriyet Cumartesi

Doğa Bizi Tasarrufa Çağırıyor – Hürriyet Cumartesi

Ve İstanbul’a uzun zamandan sonra ilk güzel kar düştü. Öyle bir soğuk da yaptı ki, sanki, zamanı, insanları biraz sakinleştirip, havadaki mikropları azaltıp, yavaşlattı. Yolların, sokakların boşluğu etrafta aşırı bir kar olmamasına rağmen bana ne zamandır azalmayan, sakinlemeyen koşturmacadan herkesin bi parça yorgun düştüğünü hissettirdi. O dondurucu soğuk, bizi doğa ile yoğun bir muhatabiyete getirdiğinde hem ne kadar çaresiz hem de doğanın değişiminin bizim ruhumuza ne kadar iyi geldiğini anlatırcasına…

Mutfakta geçtiğimiz yıl tüketim malzemeleri ortalama %12.5 arttı. Pek çok limitli gelirli evin mutfak harcaması o evin aylık masraflarının %49’unu oluşturuyor. Eh hal böyle iken büyüyen buzdolaplarında yiyecekleri ziyan etme oranının da ciddi manada arttığını düşünerek, israf etmeden mutfakta yaşayabilmenin önemi arttı. Ben de hem doğaya hem mutfağa hürmetimizi göstereceğimiz bazı ipuçları paylaşmak istedim.

Doğaya saygı ipuçları

Her gün attığınız çöpleri şöyle bir gözden geçirin. Ne daha fazla kullanılabilirdi? Ne doğada kolay kolay çözülmeyecek? Ben ne yaparak aslında halen değerli bazı şeylerin atılmasını engelleyebilirim?

1)    Hayvanları besleyebilirsiniz. Malum mamalarla ilgili bin türlü tartışma var; yiyeceklerinizden kalanlar can dostları için çok lezzetli olabilir. Bir kedim karnabaharcıydı, bir köpeğim de yeşil fasulyeci. Tatlar sizin onlara hangi enerjiyle sunduğunuza göre fark edebiliyor. Ekmeklerinizi bir torba içinde sokağa asabilirsiniz, ihtiyacı olan insanlar ya da köpek besleyenler bunları kullanabiliyor. En azından biraz ufalayıp kuşlara verebilirsiniz. Bizim binada, Adil Bey bizden artanları kargaları doyurmaya harcıyor ki, sebzelerimizi rahat bıraksınlar.. Haraçla maraçla ama iyi bir ilişki var aramızda.

2)    Mutfakta geri dönüşüm. Kağıt, metal ve plastikleri atarken ayırmanız 10 saniye bile sürmeyecektir. Artık pek çok yerde bu üçünü ayıran sepetler var. Mahallede bu şekilde bir çöpünüz olmasa da çöpten ayrıştıranların işlerini kolaylaştırmak için bunları ayrı torbalarda atsanız bile inanın yeter. Vakit ayırıp konteynırlara atarsanız tabii ballı börek olur.

3)    Kasaptan, manavdan alışveriş yaparken janjanlı köpük kapları az kullanmak, elinizdeki çöpü azaltacaktır. Bu saklayıcılar yokken güzelim kasap kağıdıyla gül gibi yaşıyorduk. Kasaptan, manavdan eski usul vermesini isteyebilirsiniz.

4)    Limon tıpkı yumurta gibi mutfakta bolca kullandığımız bir malzeme. Sadece suyu değil kabukları da nefis bir baharat. Limonu sıkmadan önce kabuğunu soyup suyunuzu atabilir, rendeleyip taze nane yaprakları ile nefis buzlar yapabilirsiniz. Keza portakal kabukları çayınızı farklılaştırmak veya et marine etmek için kullanılabilir.

5)    Limonu deterjan yerine kullanmak… Mor lahana veya pancar soydunuz zaman ellerinizin rengi yıkasanız da açılmıyor, kesme tahtanızdan sarımsak kokusunu çıkarmak kolay olmayabiliyor. Kullanmış olduğunuz bir limonun içine bir parça tuz ekleyip, parmaklarınızı içine sokup, ovalayın. Göreceksiniz pırıl pırıl olacak. Keza tahtanızı limonla silerseniz de… Lavabo ve bulaşıklarda da harikalar yarattığını söylemeliyim. Deterjan kullanımını da böylece azalacak.

Limonlu Kesme Tahtasi

6)    Mutfakta gübre olabilecek güzellikler: Tüm yumurta kabuklarını, çay ve kahve tortularını bir torbaya biriktirip, bahçeye veya evde yetiştirdiğiniz bitkilerin topraklarına atabilirsiniz. Kısa sürede çok besleyici olacaktır. Benim odamın önünde halen açık bir sardunya var. Her gelen nasıl diye şaşırıyor. Sırrı benim sevgili çaylarım.

İyi muhafaza etme ipuçları:

1- Yeşillikleri saklamak başlı başına bir dert. Yıkayıp, sebze kurutucusudan geçirip hava almaz bir şekilde saklayabilir ya da fesleğen, kekik gibi malzemeleri benim gibi dalından kopararak kullanmayı seviyorsanız pazardan aldıktan sonra bir bardağın içinde, buzdolabının üst kapak raflarına yerleştirebilirsiniz. 10 güne kadar dayanıyorlar.

2-Yeşillilkleriniz bitiremeyeceğiniz kadar çoksa, blenderdan geçirip buzdolabına atabilir ya da biraz tuz ve zeytinyağıyla kavanozlayıp her seferinde bir kaşık kullanabilirsiniz. Bunu göbek veren sarmısak için de yapmak mümkün.

3-Yumurtanın sarısı ve beyazını değerlendirmek… Kimi tarifte yumurtanın sarısı kimisinde de beyazı kullanılıyor. Sarısı kullanıldığında beyazı buzdolabında 2-3 gün dayanabilir. Bu süreçte bol beyazlı bir omlet veya menemene dönüştürebilirsiniz. Yumurtanın sarısı ise besleyici değeri yüksek müthiş bir bağlayıcı. Çorba tutturmada, mayonez gibi bir sos yapımında veya bir köfte yaparken içine tariften daha fazla atmakta hiçbir sakınca yok. Böreği çıtırdatmasını zaten saymıyorum bile. Sarısını da buzdolabında 1-2 gün koruyabilirsiniz.

mini-5900 k

Ufak bir not: Hesaplı alışveriş vaat eden mutfak zincirlerinden birinde nohut, fasulye, börülce, buğday ve bakla paketlerinin arkasını çevirdim. Evet belki kendileri 50’şer kuruş daha ucuz ancak nasıl tarım yapıldığını bilemediğimiz şekilde biri Afrika’dan, diğeri Çin’den, öbürü Güney Amerika’dan geliyordu. Çiftçimize ve bu topraklara ihanet gibi geliyor bana. Ne olur alışveriş yaparken arkasını çevirip menşeini öğrenin. Bu kadar uzun mesafeler kat eden değil, bizi, komşularımızı besleyen toprağımızın verimle ve bereketle bize dönebilmesi için ona ihanet etmeden alışveriş yapalım. Sözüm sadece biz tüketicilere değil, o kararı alan satın almacılara, onları yöneten yönetici ve iş sahiplerine de. Bu memlekette az kalmış çiftçilerimize ve uzun vadede çocuklarımıza yazık. Aklımızda ve kalbimizde bulunsun!…

Refika'nın Yemek Okulunu Gördünüz mü?
Placeholder

Benzer Yazılar