Demleme Sağlık

Demleme Sağlık

Sorunlarımıza iyi gelecek ilaçları, doğanın bize kök ve bitki olarak sunduğuna inanıyorum. İki haftalık yazım: Bitkiler, yapraklar kökler ve çaylar.

Bitki çayı yapmaya ne kadar hakimiz? Benim için çok güzel bir duygu insanın yediğinin ona ilaç gibi gelmesi. Ancak son zamanlarda popüler bir konu halinde, diyetler havalarda uçuşurken ve bunlara bir de sağlık kisvesi altında farklı anlamlar yapıştırılırken kimisi sütten, kimisi etten kimisi baldan, pekmezden ve bakliyattan uzak durmamızı söylüyor. Medya bombardımanıyla maruz kaldığımız tüm bu haberler ne yersek yiyelim aklımızda soru işaretleri bırakıyor. Baharın gelmesiyle daha da çok artacak bunlar.

Doğanın tüm sorunlarımıza iyi gelecek ilaçları, kökler, bitkiler olarak sunduğuna inanarak iki haftalık bir yazı hazırladım:  Bitkiler, yapraklar kökler ve çaylar… Bitki çayı demlemek doğanın gizeminin suya açılıp vücudumuza girmesi gibi geliyor. Garip bir huzur, kendim için iyi bir şeyler yapıyorum hissi de veriyor. Biz ıhlamurumuz, adaçayımız, kuşburnu ve melisa çayımızla aslen kültürümüz içinde. Bundan bol bol faydalanıyoruz. Ancak durumu biraz daha keyiflendirebilmemiz ve bir parça daha heyecan katabilmemiz de mümkün. Dürüst olmak gerekirse annemlere kahvaltıya gittiğimde siyah çay yerine ıhlamur olduğunda ufak bir dudak bükmesi yaşıyorum. Tat çok güzel olmasına rağmen bir parça eksik geliyor. Oysa evde bulundurduğumuz baharatlara tane yenibahar, havlıcan, taze zencefil, çubuk tarçın ve kakule ekledik mi, bitki çaylarını lezzetli kılmak mümkün.

Benim birkaç karışımım var. Ah eve gitsem de yazımı yazarken yapsam diye koştururken hayalini kurduğum karışımlar oluyor. Bir de bilgi dağarcığım ve Prof. Dr. Erdem Yeşilada’nın Doğadan Gelen Sağlık Bitki Çayları kitabından derlediğim, iki haftaya bölerek hazırladığım bir tablo var. Hayalim bu listeyi kesip bir tarafta bulundurmanız. Ve kendinizi kötü hissettiğinizde ilaçlara gitmeden, birkaç malzemeyi birleştirerek çay yapabilecek gibi hissetmeniz.

HAZIRLIĞI DA KEYİFLİ

Bitki çaylarının faydalarıyla ilgili önemsemeniz gereken bir konu var: Hani hep deriz ya; “melisa rahatlatır derler ama içtim pek bir şey olmadı”… Bunu ilaç mantığıyla düşünmemiz lazım. Günde iki, üç, beş sefer tekrarlayıp birkaç güne yaydığınızda, yani bir nevi antibiyotik alırkenki mantıkla içtiğinizde, gerçek anlamda farkını görebiliriz. En nihayetinde bitkiler; insan vücuduna etkilerine göre üç tipe ayrılıyor: Kuvvetli etkili, orta ve zayıf etkili bitkiler…Biz zayıf etkili bitkileri çay yapıp hayatımıza katabiliyoruz. Öbürlerinde aynen ilaç gibi, doz aşımı tehlikeye dahi sokabilecek nitelikte. Bir taraftan da bitkilerin genelde suda ve ısı yardımıyla çözülen fitokimyasallar diye adlandırılan ve bağışıklık sistemimizi güçlendiren vitamin, lif, mineral, pigment ve antioksidan gibi öğeler taşıdığını unutmayın. Bu duyguyla içilen yudumlar da vücudun bu etkileri almasına daha da çok yardım edecekmiş gibi geliyor bana.
Bitki çaylarını içerken muallakta kaldığımız konular olabiliyor. Oysa kendimizle başbaşa kalma seramonisi gibi yaklaşıp, iç sesimize kulak verme ve anın tadını çıkarma gibi bakarsak keşfedebileceğimizin sınırı yok.

Benim için bitki çayı içmek kadar hazırlama safhası da epey keyif verici: Bitkilerin o güzel halleriyle oyalanmak, harmanlamak, güzel cam veya porselen bir demlikte demlemek, güzel fincanlar ve bal, limon gibi tatlarla hoş bir sunum hazırlamak… Bir sanat eseri yaratmadaki süreci tüm ihtişamıyla yaşar gibi hissediyorum. Önce çayları biraz deneyip, tadıp,  tatlı tatlı oynayıp kendime uygun olanı keşfediyorum. Ardından iç sesimin “tamam, budur” dediğini duymaya çalışıp, yüzümde yayılan gülümsemeyle bu yolculuğu tamamlıyorum.
Güzel bir demlik edinmek, bitkilerin en ideal şekilde demlenmesi için olmazsa olmazlardan. Bitki çayı demlenirken kaynamış, 100 derecede suyla değil de kaynadıktan sonra ısısı 80 dereceye düşmüş suyla demlenmelidir. Bitki çaylarınızın muhafazası için tavsiye edeceğim şey baharat kullanımında da dikkat ettiğim bir yöntem: Yaprağı veya çiçeği ufalayarak ya da toz halinde kullanılacak bitkileri önceden değil de kullanım esnasında ufalarsanız aroması ve etkisi daha uzun süreli olur.

En sevdiğim tarif; YOGİ ÇAYI

Bu karışım aklımı başımdan alıyor desem yeri. Tarifte verdiğimin birkaç katını hazırlayıp her seferinde ikişer kaşık kullanarak yapabilirsiniz. Dediğim gibi bütünü parçalarından çok daha güzel ve etkili bir çay. Karabiberin de yarattığı mucizeleri hissedebilmek için süper fırsat. Dokuz adet tarçın çubuğu, bir çorba kaşığı kakule, yarım çorba kaşığı dört renk biber, bir çorba kaşığı karanfil. Her çay yaparken bundan iki çay kaşığı ekleyip kısık ateşte kaynatabilirsiniz. Ne kadar uzun kaynatırsanız tatlar o kadar açılıyor. Eğer böyle bir vaktiniz yoksa 10 dakika kaynatsanız da çok lezzetli oluyor. Kaynatma faslı sona erince ateşten alın ve sıcağında beklerken son dokunuş olarak bir tatlı kaşığı kara çay ekleyip, 8-10 ince dilim taze zencefil de ekleyin. Böyle en az yarım saat kaynattığınız karışımın ihtiyacınız kadarını kullandıktan sonra kalanı soğuyunca dolaba kaldırıp, canınız istediğinde tekrar ısıtarak içebilirsiniz. Hatta daha da şenliklendirmek veya farklı bir tat elde etmek isterseniz süt ekleyip kahve lezzettinde bir çay haline de getirebilirsiniz.

Refika'nın Yemek Okulunu Gördünüz mü?
Placeholder

Benzer Yazılar