Baharın demleri

Baharın demleri

Birkaç haftadır derine daldığım bitki çayları dünyasında sanırım bitki ve baharatların kök kısımlarından yaptığım çayları daha çok sevdiğime karar verdim. Bir itirafta bulunacağım. Bitki çayları çok garip bir dünyaymış, içine daldıkça sizi epeyce içine çekiyor. İnsan kendini küçük bir kimyager gibi hissedebiliyor. Bu yazıyı geçen hafta tarifini verdiğim, üç saat kaynattıktan sonra süzdüğüm ve şişeleyip buzdolabına koyduğum yogi çayımdan bir parmak doldurup üzerine de su ekleyerek yudumlaya yudumlaya içerken yazıyorum. Sanki içim temizleniyor, güçleniyorum. Birkaç gündür baharla güzelleşen İstanbul’da adeta küçük bir izin yapıyorum. Arnavutköy sırtlarında bir taraftan kardelenler, bir taraftan papatyaların açmış olduğunu fark edip keyiflenip şaşırıyorum.

Yakında portakal çiçekleri açacak, enginarcı tezgâhları bir bir artacak, adalardan ve Anadoluhisarı sırtlarından yabani kuşkonmazlar toplanacak. Ege’den Gül Girişmen’in bana gönderdiği otları yerinden toplamak için Foça’ya gidilecek; Kıbrıs’tan golagas, sap kereviz, hostez gelecek. Kuzular en lezzetli etlerini bize sunacak, sütler bollaşacak peynirler denenecek. Ama hala kışın bitişini kutlayan vücutta bir bahar yorgunluğu yaşanıyor. Bitki çayı da gerçekten bu geçiş sürecinde ilaç gibi geliyor. Birkaç haftadır derine daldığım bitki çayları dünyasında sanırım bitki ve baharatların kök kısımlarından yaptığım çayları daha çok sevdiğime karar verdim. Mutfakta daha az yer kapladıkları için malzemesini almak ve saklamak da daha kolay. Üst yapraklarınıysa sanırım sütle karıştırıp kek yapmayı, şekerle çıtır yapmayı çaylarından daha çok seviyormuşum. Adaçaylı sütte beklemiş limon kabuklu tavuk, çayından daha çekici görünüyor gözüme. Siz ne dersiniz bilmiyorum. Tohumları iki-üç saat kaynattığınızda tadı çok daha güzel bir şekilde çıkıyor. Bitkileriyse kaynar suyla değil, 80 derece sıcaklıktaki suyla demlemek lazım. Bitkiler genelde fazla kaynadıklarında veya çok kaynar su gördüklerinde acılaşıyorlar. Bu nedenle çaydanlıklarımızda kullanarak demlemek ideali.

Farklı Çay Keyfi İçin 5 Fikir

1) Taze yeşilliklerden demlenmiş çayın keyfi bir başka oluyor. Taze yeşillikleri sallama poşet gibi kullanmak buradaki temel mantık. Akşam güzel bir yemekten sonra hem mideyi rahatlatıyor, hem de yapımı çok zahmetsiz. Benim bu taze yeşilliklerden favorim, nane çayı. Taze nane dallarını bardağa koyup kaynamış sıcak suyu dökünce tadı inanılmaz oluyor. Aynı yöntemle kekik, adaçayı ve melisa da yapabilirsiniz. Ayrıca Faslılar gibi yapmak da mümkün. Bunun için 10 dal taze nane, üç tatlı kaşığı yeşil çay, biraz şeker veya bal ve dört bardak suyla üç dakika demleyip bizim çay bardaklarına dağıtınca tam bir keyif.

2) Çiçek ve gül suyu gibi sularla yapılan beyaz kahve… Lübnanlıların portakal çiçeği suyuyla yaptıkları ve beyaz kahve dedikleri çayı her türlü yenebilir kokulu çiçeğin suyuyla keyifle içebilirsiniz. Portakal çiçeği suyunu Kıbrıs’a giden bir tanıdığınızdan isteyebilir ya da internetten sipariş edebilirsiniz. Kısa bir zamanda bizim memleketimizde de üretilmesi hayalini kuruyorum. Bir tatlı kaşığı kadar gül suyuna kaynar su döküp, tatlı görünsün diye de bir adet de kuru gül ve çam fıstığı ekleyerek hazırlayabilirsiniz.

3) Evde olanlarla da farklı ve güzel bitki çayları yapmak mümkün. Bu yöntemi ‘evde ne varsa çayı’ olarak nitelendirmeyi seviyorum. Mesela, ıhlamur çayınıza çubuk tarçın veya karanfil attığınızda size bir anda güzel bir koku eşlik edecek. Karanfilin kokusu rahat çıksın diye başını veya tamamını da ezip eklemek iyi bir çözüm olabilir. Çayda hafif yakıcılık seviyorsanız ve şimdiye kadar hiç karabiberli çay içmediyseniz şiddetle tavsiye ederim. 10 tane karabiber tohumunu ezince, çay tıpkı Ayvalık zeytinyağının tatlı yakıcılığı gibi bir tat ekliyor içine. Çaylarınıza şeker atmak istemiyorsanız ama içiniz biraz tatlı istiyorsa bir elmayı kaynarken içine atabilirsiniz. Hatta ben ıhlamur, elma, tarçın karışımından inanılmaz keyif alıyorum. Bir de, akıl hocama her gittiğimde içtiğim ve bitki çayları dünyasına dalmama sebep olan çayın tarifini vermek istiyorum: Altı-yedi adet tane yenibahar, sekiz-on tane karabiber, üç çubuk tarçın, ceviz büyüklüğünde havlıcan, 10 adet karanfil, iki fındık büyüklüğünde taze zencefili ince ince kıyın, bir elmayı da çekirdekleriyle sekiz dilime ayırın. Bu şekilde iki-üç saat kaynatın. Kaynattıktan sonra kalanını, isterseniz üç gün boyunca üzerine tekrar su ekleyerek de içebilirsiniz. Mutfağınız inanılmaz güzel kokacak. Ihlamurun ve yenibaharın soğuk algınlığı giderici, zencefilin ve havlıcanın mideyi rahatlatıcı etkisi, tarçının şeker dengeleyici unsuru ve bağırsak sistemine olan faydasının yanı sıra elma, karanfil ve tarçının tatlıda olan uyumunun bu çayda da birleşmesiyle hem rahatlayıp çok hoş bir lezzeti yudumlayacaksınız hem de şifa bulacaksınız.

4) Kendi şifanı kendin karıştır… Bitki çayları aslında tüm şifaları içinde taşıyan doğanın en bize verdiği en kolay ipuçlarıyla dolu. Bu hafta ve geçen haftaki tabloları kullanarak başınız mı ağrıyor, enerjiye mi ihtiyacınız var, sindirimde mi bir zorluk çekiyorsunuz, bazen ruhen bazen fiziksel olarak rahatlamak mı istiyorsunuz, şekerinizin mi düzenlenmesini istiyorsunuz bunlara göre farklı kombinasyonlar yapmak mümkün. Geçen haftaki tabloyu yayınlamıştık. Bu haftanın ve geçen haftanın tablolarını buradan bilgisayarınıza indirebilirsiniz.(Refika’nın çay tablosu)

5) Kendi karışımlarınızı çok seviyorsanız ama her seferinde karıştırıp demlemeye üşeniyorsanız, bir kez bolca yapıp kendinize küçük poşetler yapabilirsiniz. Tülbenti ufak karelere kesip sonra da pamuklu bir iple kenarlarından büzebilirsiniz. Ya da yıkayabileceğiniz tülbent keseleri yapıp tarçın çubuğunu bardağınıza düşmemesi için kullanabilirsiniz. Bu tasarım Simotas Binası’ndaki Ayşenur Arslanoğlu’nun.

Refika'nın Yemek Okulunu Gördünüz mü?
Placeholder

Benzer Yazılar