Abidik gubidik keşifler ve içimdeki süper kahramanlar

Abidik gubidik keşifler ve içimdeki süper kahramanlar

Malum yaz ayı insan tatile çıkmaya fırsat bulamasa da dinlenmek istiyor. Umarım herkes bu haftayı sevdikleriyle ve dinlenerek geçirmektedir. Benim yorgunluğum da kendime dönerek ve içimdeki çocuğu sevip, onunla konuşarak diniyor.

Bu hafta fark ettim ki her çocuğun çocukluğunda kahramanları oluyor ve bu kahramanlar da hayatta yapmayı sevdiklerini şekillendiriyor. Benim de 7 tane süper kahramanım vardı. Kristof Kolomb, Einstein, Büyük İskender, Atatürk, Fatih Sultan Mehmet, Atom Karınca ve Vikinglerin Viki’si.

Kristof Kolomb: Cesareti ile sınırları zorlayıp Amerika’yı keşfederek aslında orada öylece duran bir kıtayı kimsenin hayal edemediği şekilde, heves ve heyecanla kat ederek başka bir kıtanın kaderini değiştirmiş. Kolomb’un hikayesi bana, mutfakta herkesin mücadelesini ettiği, hayatta henüz daha keşfedilmemiş kıtalar olduğunu hatırlatıyor. Gittikçe küçülen dünyada bambaşka yolculuklar yapılabileceğine dair umut veriyor. Benim için de bu, yolda, sokakta yürürken bir ağaca bir meyveye veya çiçeğine bambaşka bakmamı sağlayabiliyor. Arada midemi bozduğum da olmuyor değil ama yolculuk öyle keyifli ki umurunuz olmuyor.

Büyük İskender: Büyük İskender’in, inanılmaz bir başarı ile dünyaları fethederken ordusunun onunla farklı beklentiler içine girdiğini anlayınca, her şeyi dağıtarak sil baştan “pers”lerden bir ordu kurmayı başarması bana hayatta hiçbir şeye tam olarak güvenmemeyi, şartlar ne olursa olsun, her kim olursan ol hayata tekrar 0’dan başlamanın mümkün olduğu umudunu veriyor. Hatta bu sebepten atölyemin girişinde bir İskender heykeli var. Bir yemek istediğiniz gibi olmadığında her şeye en yorgun anda tekrar başlanabileceğini simgeliyor. Bir taraftan da 0’a inilip çıkılabileceği hissi insanı bağımlılıklarından, boyun eğmelerinden kurtarıp, daha doğru işler yapmaya sevk edebiliyor.

Einstein: İki kere iki’nin dört etmediği ile ilgili teorileri görecelilik üzerinden algoritmalaştırabilen bir zeka her aklıma geldiğinde aklımı başımdan alıyor. Evrenin ışığın hızından daha hızlı genişliyor olması ise küçüklüğümü bana hissettirerek insanın içindekini dışarı çıkarması için fırsat veriyor. Ve ancak bir atom çekirdeğinin gücünün çok daha fazlasını içimizde barındırdığımızı bunu da kurallara uyarak değil içimizdeki sesi dinleyerek yapabileceğimizi hatırlatıyor. Bunu yaparken de çoraplarını yanlış veya eksik giyiyor olmasına aldırış etmemesi onu benim süper kahramanım yapıyor.

Fatih Sultan Mehmet: Genç yaşında inandıkları ile nasıl şansın bir araya gelebildiğinin, aslen şans dediğimiz şeyin hak edince uğradığının göstergesi. Bana Mevlânâ’nın sözünü hatırlatıyor. ‘Kapı açılır, sen yeter ki vurmayı bil! Ne zaman bilmem!.. Yeter ki o kapıda durmayı bil!’ Ayrıca İstanbul fethinden sonra şehrin nüfus ve çeşitliliğinin aynı kalabilmesi için şehre farklı kültürlerden insanlar getirmiş olması ötekileşip, ötekileştirdiğimiz bu zamanda, kudretin birleştirici olmaktan geçtiğini hatırlatıyor.

Atom Karınca: Karınca gibi küçük ve hakir görünen bir yaratık olarak en çaresiz durumlarda aklına fikirler gelerek işi çözmesi sanırım kendisini benim ilk kahramanım yapıyor. Hatta bundan çok etkilenmiş olmalıyım ki 15 aylıkken ilk cümlem yerinde ve zamanında “Aklıma bir fikri geldi” olmuş! Atom karınca gibi enine boyuna düşünmeden yardıma ihtiyacı olana koşmak ve güçlüklerin üstesinden bir şekilde gelmeye çalışma arzusu mutfak üzerinden köylere, topraklara, kadınlara, memleket değerlerine sahip çıkma arzusunu tetikliyor.

Viki: Kaç kişi hatırlar bilmem ama TV kanallarının tek olduğu dönemde Vikingler çizgi filminde onca büyük cüsseli Viking’in içindeki küçük Viki ismindeki oğlan çocuğu zekası ile gücün alt edilebileceğini, insanın zorluklardan kurtarılabileceğini hatırlatıyordu. Mutfakta kendimi Viki gibi hissetmem ise 2 saatte yapılacak bir yemeği 15 dakikada hazırlayabilecek yöntemler geliştirmekten geçiyor.

Sut Ay Cekirdegi 2

Süt ay çekirdeği?

Bu hafta içimdeki süper kahramanlarım ve ben size iki tane aklımıza gelmeyen hatta abidik gubidik gelebilecek lezzetlerden bahsetmek istiyorum.

İlki olmamış ay çekirdeği. Ay çekirdekleri sarı yaprakları tamamen kurumadan ve her birinin üzerindeki çiçekler henüz varken yakalanabilecek bir tat. Bizim normal zamanlarda yediğimiz çekirdeğin henüz süt hali ancak dış kabuğu en az içi kadar lezzetli. Çağla badem gibi bol bol yenebilecek bir lezzet. Ben yıllardır bahçemde az da olsa ay çekirdeği yetiştiririm ancak 2 hafta önce bir anda yiyesim geldi. Tadı halen damağımda.

Ağaç Bamyası?

Agac Bamyasi

Ötekisi ise ağaç bamyası isminde bir sebze. Kendisi ile önce bir arkadaşımın bana yaptığı kalp şeklindeki broş ile tanıştım. Bu ne deyince ağaç bamyası kabuğu- kurumuş hali dedi. Çok bir şey ifade etmemişti o vakit ta ki, atölyemizde herkesin inanılmaz saygı duyduğu Arzu ablamız bahçesinden ‘Refika sen seversin enteresan bitkileri’ diyerek getirmesine kadar. Kastamonu yöresinde yemeği ve dolması yapılan ama çok az bilinen bu sarmaşık türü hem arsız hem de inanılmaz lezzetli. Kızarttığınızda bir taraftan kabak, bir taraftan inanılmaz lezzetli bir mantar yemiş gibi oluyorsunuz. Şekli bamyaya biraz benziyor. Tadı ve dokusu ise oldukça farklı.

Ağaç Bamyasından Bir Tarif

Agac Bamyasi Tarif 2

400 gr. ağaç bamyasını iyice yıkayın ve ortadan ikiye kesin, küçük çekirdeklerden oluşan süngerimsi tüylü kısmı temizleyin. Bamyaları toplarken kart olup olmadıklarını anlamak zor. Ayıklarken etli kısmının yeşil kabuklarından ayrılıp ayrılmadığına bakın, ayrılıyorsa kartlaşmış demektir, Güzel pişmez.

Ay ay doğradığınız bamyaları 3 kaşık zeytinyağında her iki tarafı renk alana kadar kızartın. Tava yüksek ateşte ve kızgın olsun. Ben incecik doğradığım kuru arnavut biberi de ilave ettim kızartırken, çok yakıştı. Bamyaların tavadaki yağın hepsini emdiğini göreceksiniz, hiç sorun değil, kızardıkça lezzetlerine lezzet katacak zeytinyağı. Kızaranları kenara alın ve aynı işlemi kalan bamyalar içinde tekrar edin.

Şimdi gelelim bamyanın lezzetine lezzet katacak soslarına; 1 diş sarımsağı dilediğiniz miktarda tuz ile havanınızda ezin ve 100 gr yoğurdunuza ekleyin, iyice çırpın, böylece sarımsaklı yoğurdunuz hazır. Ayrı bir tavada 1 çorba kaşığı zeytinyağını kızdırın ve 1 çay kaşığı pul biber ekleyin, nefis acısı ve rengi ile bamyalarınıza eşlik edecek yağınızda hazır. Sosları hazırlarken sarımsak ve pul biber miktarını keyfinize göre değiştirebilirsiniz.

Kızaran bamyalarınızı tabağınıza alın, sarımsaklı yoğurt ve kızdırdığınız pul biberli zeytinyağı ile soslayın. Tadı ile sizi çok şaşırtacak ağaç bamyanız emrinize amade.

Refika'nın Yemek Okulunu Gördünüz mü?
Placeholder

Benzer Yazılar